14 Temmuz Ruhu, Zap, Metina ve Avaşin’de Yaşıyor | Komün Gücü

195

12 Eylül, Kürt ve Türk halkları için en karanlık günlerdi. Bütün Türkiye ve Kürdistan zulüm altında inliyordu. Hiç tereddütsüz faşist zulmün en sınırsız yürüdüğü yer, Kürdistan ve Kürdistan’da da Amed şehriydi; 5 No’lu Askeri Cezaeviydi. Tüm Türkiye ve Kürdistan sessizdi, halklar esir alınmıştı. Zindanlar ağzına kadar doluydu. Dışarıda kelle koltukta direnen sınırlı sayıda devrimci dışında yaprak kıpırdamıyordu. Zindanlar, faşist cuntaya ilk başkaldıran mevziler oldu.

Zindanlardaki her kıpırtı acımasızca eziliyordu. Öte yandan faşist cunta için Amed zindanının daha özel bir anlamı, daha özel bir amacı vardı. Amed’de Kürt direnişi teslim alınacak, imha edilip sonlandırılacaktı. Öylesine kararlıydılar ki, hiçbir kural tanımadan, kolay kolay insanlığın hafızasından silinmeyecek bir vahşet yarattılar. Saygon zindanları, Ebu Gureyb, Guantanamo kampı… hepsi insanlığa karşı en alçakça suçların işlendiği yerler olarak tarihe geçecektir. Ama Diyarbakır 5 Nolu’daki vahşet de bunlardan aşağı kalır değildi. Ve ayrıca Diyarbakır 5 Nolu’daki direnişin kaderi, Kürtlüğün kaderini belirleyecekti.

Amed’de düşman üstündü, şartlar eşitsizdi, faşizm amansızca saldırıyordu. Devrimcilerin ise bedenlerinden başka tek bir silahları yoktu. Onlar da bedenlerini namluya sürdüler. Bunu, Kemal Pir “Bizler ölümü önümüze koyuyoruz. Yaşamı kazanmak için hayatımızı feda ediyoruz. Biz yaşamı uğrunda ölecek kadar çok seviyoruz” diyerek ortaya koymuştur.

Bu büyük ruhla, devrime inançla başlayan Diyarbakır 5 Nolu’daki direniş, teslim alınamadı. Orada başlayan direniş, önce Kürdistan dağlarını, sonra köy ve şehirlerini tutuşturan aleve dönüştü. Yaşlı genç, kadın erkek tüm Kürtlerin arkasından yürüdüğü bir meşale oldu. Oradan alınan cesaret ve moralle bugünkü Kürdistan ortaya çıktı. Bu ateşin alevleri Kürdistan’la sınırlı kalmadı Türkiye’ ye ve tüm Ortadoğu’ya yayıldı.

Bugün, 14 Temmuz direniş geleneği Zap, Metina ve Avaşin’de daha da büyütülerek yaşatılıyor. Gene her şey kıyaslanamaz düzeyde eşitsiz; TC faşizmi uçaklar, SİHAlar, son model ölüm makinalarıyla donatılmış binlerce askerle yetinmiyor, insanlık suçu sayılan kimyasal silah ve fosfor bombaları kullanıyor. Gene tüm dünyanın gözleri kör, kulakları sağır. PKK gerillaları, gene devrimci yaratıcılık ve çıplak bedenleriyle amansızca direniyor.

Amed zindanında, önce Mazlum Doğan, ardından M. Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz, Ali Çiçek ve sonrasında dörtler nasıl ki benzersiz bir mücadele yürütüp, ölüm pahasına düşmanı geri püskürttüyse, bugün de Zap, Avaşîn ve Metîna’da savaşan gerilla, aylardır bütün gücüyle saldıran faşizmi sarp dağlara çiviliyor.

Amed zindanındaki vahşet, Türkiye egemenlerinin asla silemeyeceği büyük bir insanlık suçuysa, 14 Temmuz direnişi de tarihin unutamayacağı büyük bir insanlık değeridir. 14 Temmuz’un kahraman şehitleri M. Hayri Durmuş, Kemal Pir, Ali Çiçek, Akif Yılmaz’ı anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Onlar, aynı zamanda Türkiye halkı ve devrimi için dövüştüler. Yarattıkları büyük direniş değerleri Türk ve Kürt halklarının bilincinde sonsuza kadar yaşayacaktır.